Bu öykü, tamamiyle gerçektir.
Wednesday, October 27
Değirmenimden Mektuplar
Bir zamanlar, beyni tamamen altından olan bir çocuk varmış. çocuk bir gün başından yaralanıp alnından kan yerine biraz altın akınca, anne babası bunu fark etmiş. anne baba bundan böyle çocuğu herkesten sakınmaya başlamışlar, altın beyninin çalınmaması için onu başka çocuklarla oynatmamışlar. çocuk büyüyüp, dünyayı gezip görmek istediğini söyleyince, annesi onu karşısına almış: 'Bak' demiş, 'biz senin için neler yaptık; zenginliğinden pay almak hakkımız değil mi?' bunun üzerine çocuk, beyninden büyük bir parça koparıp annesine vermiş. çocuk, zenginliğinden yararlanıp görkemli bir yaşam sürmeye başlamış. fakat bu eğlenceli günlerini birlikte geçirdiği arkadaşı bir gün onun beyninden parçalar çalıp ortalıktan kaybolmuş. altın beyinli adam, sırrını bundan böyle kimseye açmamaya ve bir iş bulup çalışmaya karar vermiş. günün birinde, çok güzel bir kıza aşık olmuş. kız da onu seviyormuş. fakat adamın ona kat kat aldığı güzel giysilere duyduğu sevgi, adama olan sevgisinden hiç de az değilmiş. altın beyinli adam, kızla evlenerek mutlu olmuş. ancak güzel karısı iki yıl sonra ölünce, adam onun görkemli bir törenle gömülmesi gerektiğini düşünerek, beyninde kalan bütün altınları bunun için harcamış. zaman geçmiş. beyni tükenmiş adam dalgın, yoksul ve mutsuz, sokaklarda yalpalarken bir dükkanda, karısına çok yakışacağını düşündüğü güzel, küçük çizmeler görmüş. karısının artık yaşamadığını unutarak çizmeleri satın almak için dükkana girmiş ve o anda yere yuvarlanıp kalmış. satıcı yanına gelince, yerde bir ölünün yatmakta olduğunu görmüş.
Subscribe to:
Post Comments (Atom)
No comments:
Post a Comment